ZONGULDAK İLİNİN GENEL OLARAK TANITIMI

26 Ağustos 1931 Zonguldak

(Atatürk'ün Zonguldak'a ayak bastığı yer)

Zonguldak'ın derin toprakları altındaki Servet-i Kıymetli ise;

Bizim nazarımızda Zonguldak da

O kadar kıymetli vilayetimizdir.

                                                M.Kemal ATATÜRK

 

 

Zonguldak 1 Nisan 1924 tarihinde Cumhuriyet sonrası kurulan ilk ildir.

 

ZONGULDAK ADININ KAYNAĞI

Zonguldak adının kaynağına ilişkin üç görüş bulunmaktadır.

 

- Birinci görüş, kent merkezinin Üzülmez deresinin ağız kısmında yer alması ve derenin ilkçağda “Sandra” adıyla anılması, burada kurulan yerleşmenin de “Sandraca” adını taşıması, zamanla bu adın Zonguldak’a dönüştüğünü savlamaktadır.

 

- İkinci görüşe göre, yörenin sazlık ve bataklıklarla kaplı olması ve bunun yörede “Zongalık” olarak adlandırılmasına bağlı olarak, sözcüğün zamanla değişerek bugünkü halini aldığı şeklindedir.

 

Son görüşe göre ise; kent adını, maden ocaklarını ilk işleten Fransız ve Belçika Şirketlerinin kentin hemen yanındaki Göldağı  mevkiini nirengi noktası almaları sonucu, Göldağı kesimi yada bölgesi anlamına gelen “Zone Ghuel Dagh”ın Türkçe okunuşundan almıştır.

 

COĞRAFYASI

 

Karadeniz’in batısında 3.481 km2 lik bir alanda kurulu bulunan Zonguldak, ülke topraklarının binde altısını kaplar. Karadeniz kıyılarında başlayan il toprakları kuzeydoğudan Bartın, doğudan Karabük, güneyden Bolu illeriyle çevrilidir. 2000 sayımına göre toplam nüfusu 615.599 olan Zonguldak İlinin 117.975’i merkez ilçede yaşamaktadır.

 

Oldukça engebeli bir arazi üzerinde kurulmuş olan il topraklarının önemli bir bölümünü, akarsu vadileriyle yer yer derin bir biçimde parçalanmış alanlar ve orta yükseklikte dağlar oluşturur. Platolar genellikle dağların yamaçlarında ve aralarında bulunurken, akarsularca taşınmış alüvyonlarla kaplı küçük düzlükler ise ilin az sayıdaki ovalarını oluşturur. Bol yağışlı bir iklime sahip olan Zonguldak, akarsular bakımından da  oldukça zengindir. Filyos çayı, Devrek ırmağı, Alaplı ırmağı, Üzülmez ve Kokaksu dereleri ilin  önemli akarsularını oluşturur. Her mevsimi yağışlı olması nedeniyle, yöremiz orman ve ormanaltı bitki (erdemik) yönünden de  zengin bir potansiyele sahiptir.

 

KISA TARİHÇESİ

 

Orta Anadolu’nun hemen hemen tümünde egemen olan Hitit İmparatorluğu, Ege Göç Kavimleri hareketi ile ortadan kalkarken, çoğunluğunu Frig boylarının oluşturduğu Bithin, Mariandyn ve migdon adlı göç toplulukları yörenin ilk sakinleri olmuştur. M.Ö. VI. Yüzyılda Batı Anadolu’da başlayan kolonizasyon süreci ile birlikte, yöre de Kdz.Ereğli (Herakleia Pontica) Hisarönü (Teion), Sesamus (Amasra) gibi yerlerde ticari iskeleler (emperion) kurulmuştur.

 

M.Ö. 334’e kadar Perslerin egemenliğinde kalan bölge, 395 yılında ise İmparatorluğun ikiye ayrılması sonucu Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğuna bağlanmıştır. 1084 yılında Anadolu Selçuklu Devleti ile Büyük Selçuklu Devleti arasındaki sürtüşme nedeniyle, önce Bizanslılar, sonra da Danışmendlilerce işgal edilir. Ancak Anadolu Selçuklu Devleti kısa bir süre sonra toparlanarak, yöreyi yeniden ele geçirir.

 

(1186) IV. Haçlı Seferinden sonra Bizanslılar dağılma, Anadolu Selçuklu Devleti ise çöküş sürecini yaşadığından, bölgenin bu şeridi Cenevizlilerce alınır. İç kesimlerde ise Candaroğulları gelişir.

 

Osmanlı İmparatorluğunun gelişme döneminde Padişah I. Murat bölge topraklarını Osmanlı sınırına katmak istemiş, ancak halk buna karşı çıkarak Candaroğullarının yanında yer almıştır. Bunun üzerine Osmanlılar Cenevizlilerle anlaşarak 1380’de Kdz.Ereğli’yi ve 1392 de de Zonguldak ve çevresini kendi topraklarına katmış, kıyı şeridindeki ticari yaşam ise Cenevizlilere bırakılmıştır.

 

1460 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Amasra’yı almasıyla birlikte yöredeki Hristiyan Bezirganlar İstanbul’a göç etmiş, yöre Osmanlıların ilgisini çekmeyince de 1654 yılında Kazak korsanlarca, daha sonra da korsanlara karşı halkı korumak amacıyla bölgeye gelen Yeniçerilerce yağmalanmıştır.

 

Yörenin ekonomik ve ticari önemini yitirmesi ve devletin yeterince sahip çıkmaması sonucu, eşkiyalar ve ayanların baskısı halkı göçe zorlamıştır.

 

1829 yılında taşkömürünün bulunmasıyla yeniden önem kazanan bölge de 1848’de ilk kömür ocakları kurulmuş; 19. yüzyılın sonuna doğru İngiliz, Fransız, Belçika, Rus şirketleri taş kömürü üretimi yapmak üzere, yöreye akın etmişlerdir. Yöredeki şirketlerin haklarını korumak ve üretimi artırmak bahanesiyle Fransız askerleri önce Zonguldak’ı ardından da Kdz.Ereğli’yi işgal etmiş, (1919) ancak Zonguldak ve çevresinde oluşturulan Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerine bağlı milis güçlerinin karşı koymasıyla 18.06.1920 de ise Zonguldak’tan çekilmek zorunda kalmıştır.

 

Zonguldak, 1 Nisan 1924 tarihinde Cumhuriyet sonrası kurulan ilk il olma unvanını kazanmıştır.

 

GENEL KONUMU

 

Alaplı, Kdz.Ereğli, Çaycuma, Gökçebey ve Devrek ilçelerinden oluşan Zonguldak; Batı Karadeniz Bölgesinde Karadeniz’e batı ve kuzeyinden kıyısı olan bir ildir.

 

Doğuda Karabük, kuzeydoğuda Bartın, güneyde Bolu, batıda Düzce illeriyle çevrilidir. 2000 yılı sayımına göre 615.599 olan il nüfusunun 117.475’i merkez ilçe belediye sınırları içinde yaşamaktadır. Engebeli bir arazi yapısına sahip il toprakları 3.481 km2 dir. İl alanının % 56’sı dağlarla, % 31’i platolarla ve % 13’ü de ovalarla kaplıdır. Filyos Devrek, Alaplı, Gülüç ırmakları ilin önemli akarsularıdır.

 

Bol yağışlı iklime sahip olan Zonguldak’ın ortalama % 50’si ormanlarla kaplıdır. Bu doğal yapı av ve yaban hayatı açısından yabanıl yaşamı da çeşitlilik anlamında güçlendirmiştir.

 

İl sınırları içinde doğal göl bulunmamaktadır. Kızılcapınar, Gülüç, Ulutan baraj gölleri ve Dereköy göleti mevsiminde piknik alanları olarak kullanılmaktadır.

 

DOĞAL GÜZELLİKLERİ

Zonguldak doğal kaynaklar ve güzellikler açısından oldukça zengin bir ildir. Karadeniz kıyısı boyunca uzanan koyları, kumsalları, her biri ayrı bir doğa harikası mağaraları, dört mevsim yeşil kalabilen bitki örtüsü ve orman içi dinlenme alanları, turizm anlamında değerlendirilebilecek doğal kaynaklardır. Doğuda Sazköy’den batıda Akçakoca’ya kadar uzanan 80 km’lik kıyı şeridinde yer alan, pek çok doğal plaj ve kumsal yöre halkının yaz aylarında günübirlik kullandığı belli başlı mekanlardır. Bunlardan; Hisarönü, Türkali, Göbü, Kapuz, Değirmenağzı, Ilıksu, Erdemir, Ereğli Belediye ve Alaplı Kocaman kıyıları  Turizm Bakanlığınca yürütülen “Mavi Bayrak Projesi” kapsamında izlenmektedir.

 

Kuzeybatı Anadolu karstik oluşumları içinde yer alan ve mağara oluşumu yönünden ülkemizin en zengin bölgelerinden biri olan Zonguldak; Kızılelma, Cumayanı, Sofular, Çayırköy, Cehennemağzı, Ilıksu, İnağzı, Erçek, İncivezaltı Mağaraları ile mağara turizmi ve speleolojik araştırmalarda iddialı bir ildir.

 

Bunlardan, Kızılelma Mağarası uzunluğu ve büyüklüğüyle Sofular ve Gökgöl Mağaraları da sarkıt, dikit ve traverten oluşumları ile ülkemizin önde gelen mağaralarıdır.

 

Kdz. Ereğli İlçemizde bulunan Cehennemağzı mağaraları, sahip olduğu mitolojik ve dinsel geçmiş nedeniyle inanç turizmi kapsamında değerlendirilmektedir.

 

Merkez İlçede Gökgöl Mağarası ile Kdz.Ereğli İlçesindeki Cehennemağzı Mağaraları hizmete açık olup, yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.

 

Zonguldak ve Kdz.Ereğli Limanları endüstriyel, ticari amaca yöneliktir. Zonguldak limanından Ukrayna’nın Skadovsk ve Eypatoria, Rusya’nın Novorossky limanlarına ro-ro taşımacılığı yapılmaktadır.Bir çoğu biten ve inşaatı devam eden Alaplı, Kozlu, Kilimli, Hisarönü (Filyos) balıkçı barınaklarının projeleri revize edilerek yat limanlarına dönüştürülmesi düşünülmektedir. 1997 yılında gerçekleştirilen Karadeniz Yat Rallisi (KAYRA) Organizasyonu sonucu İlimiz limanlarının yat turizmi için uygun koşullar taşıdığı görülmüştür.

 

İl topraklarının yarıdan fazlasını kaplayan yeşil doku iğne ve yayvan yapraklı ağaçlarla çok çeşitli ormanaltı bitki örtüsünden oluşmuştur. Mevsiminde piknik yeri olarak kullanılan bu alanlar trekking, foto safari, olta balıkçılığı, av ve yaban hayatı gibi aktivitelere yanıt verebilecek potansiyel zenginliklerdir. Ulutan, Göldağı, Beycuma Yayla, Bostandüzü, 100. Yıl Milli Egemenlik, Kocaman mevkilerindeki orman içi dinlenme yerlerinde “su, tuvalet, oturma grupları, telefon” gibi alt hizmetler sunulmakta; alışveriş yeme içme gibi gereksinimler karşılanabilmektedir. Yönetsel olarak Bolu’ya orman varlığı olarak Zonguldak’a bağlı olan “Yedigöller Milli Parkı” da ilin rekreasyon alanı içerisindedir. Bir renk zenginliğine bürünen bu alanda alt hizmet üniteleri ile birlikte çadırlı kamp sahası, altı adet dağ evi, alabalık ve geyik üretme çiftlikleri bulunmakta, göllerde olta balıkçılığı yapılabilmektedir.

 

İlin en yüksek tepesi olan Bacaklı Yayla (1637 m) eteğindeki Bölüklü Yayla, yayla evleri, yaşayan geleneği ve zengin ormanaltı bitki örtüsüyle “yayla turizmine” aday doğal bir ortamdır. Zonguldak merkez ilçe Harmankaya, Değirmenağzı, Kdz.Ereğli, Güneşli Gökçebey, Pamukdüzü yörelerindeki şelaleler ve trekking alanları, doğa turizmi anlamında değerlendirilebilecek uygun mekanlardır.

 

ZONGULDAK SANAYİSİ

Zonguldak ilinin ülke ekonomisindeki yeri ve önemi,  kentin varoluş nedeni olarak gösterilen kömürün bulunuş ve işletmeye açılmasıyla başlanmış olup, (TTK) Türkiye Taş Kömürü Kurumu’nun yüksek kalorili taşkömürü üretimi, Ereğli Demir ve Çelik İşletmeleri”nin kütük ve yassı mamul üretimi,  Çaycuma İlçesinde OYKA Kağıt Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kraft torba kağıdı üretimi yapması önem arz etmektedir.Bu kuruluşların yanında TEAŞ Çatalağzı Termik Santrali, Filyos Ateş-Tuğla Fabrikası ile orman ürünlerine ait sanayi kuruluşları ilin ekonomik durumunu belirleyen önemli kuruluşlarıdır.

 

İl’de ekonomik yapının hemen hemen tamamına yakınının kamu sektörünce belirlenmiş ve öncülüğünde gelişmiş olması özel sektörle birlikte potansiyel olarak mevcut olan ormancılık, tarım, hayvancılık ve ziraate olan  eğilimi azaltmıştır. Zonguldak kömür üretimi ile gelişmiş ve kömürle varolmuş bir şehirdir.Ülkemizin en büyük demir ve çelik tesislerinin de bu bölgede kurulması ile bir ağır sanayi bölgesi haline gelmiştir.

 

Dolayısıyla Zonguldak’ın ekonomik durumunu yaratan ve geliştiren, Kömür İşletmesi ile Demir Çelik Fabrikaları olmuş ve kurulan yeni tesislerinde genellikle bu yapıya dayalı gelişmesini beraberinde getirmiştir.

 

Sanayinin temel girdilerini oluşturan tesislerin bu bölgede kurulmuş olmasına rağmen, yan sanayinin gelişmemiş olması, bu bölgede yapılabilecek yatırımların, ulaşım koşullarının da olumsuz etkisi ile başka illere kaymasına neden olmuştur. Kömür madenciliği için gerekli makine, alet ve teçhizatın üretim, bakım ve onarımı gibi hizmet birimlerinin tümünün TTK bünyesinde toplanmış olması, yan sanayinin gelişmesini önleyen önemli bir etken olmuştur.

 

Mevcut imalat sanayi tesisleri birkaç merkezde yoğunlaşmış olup, imalat sanayi ilçeler düzeyinde merkez ilçeye göre daha gelişmiş durumdadır. Çaycuma’da ateş tuğlası ve kağıt üretimi yapan tesisler, Devrek’te orman ürünlerini işleyen tesisler, Ereğli’de ise demir ve çeliği hammadde olarak kullanan tesisler bulunmaktadır.

 

Zonguldak Ereğli’de bulunan Demir ve Çelik Fabrikaları ise, Türkiye’nin tek yassı mamul üreticisidir. Ancak, ulaşım sorununun Zonguldak genelinde çözülmemiş olması sonucu, bölgede yassı mamule dayalı yan sanayi istenildiği düzeyde gelişmemiştir.

 

Ülkemizin üç entegre demir çelik tesisi olan Erdemir, İsdemir ve Kardemir’in yolu irtibatının temin edilerek, demiryolu taşımacılığının önemli ölçüde geliştirilmesini hedefleyen Zonguldak Limanı içine aynı anda  vagon ile cevher ve kömür yükleme boşaltma işlemi yapılan tren feri çalışmaları, sonuçlandırılmış 2004 yılı Aralık ayı içerisinde faaliyete geçirilmiştir.

 

Sanayinin Öncüsü Madencilik

 

 

Çok yönlü ve canlı ekonomik yapısı olan Zonguldak, tarım dışı kesimlerin ve özellikle madencilik ve imalat sanayinin ağırlık kazandığı birkaç ilden biridir. İlin ülke genelinde bu denli önem kazanmasının nedeni ildeki taş kömürü yatakları ile ağır sanayi tesisleri oluşturmaktadır.

 

Başta Demir ve Çelik olmak üzere, Metalürji Endüstrisinin tüm kesimlerde ihtiyaç duyulan en önemli hammaddelerden biri de metalürjik koktur. Bu endüstri kollarında kullanılabilecek kokta; gözeneklilik, sağlamlık, belirli büyüklükte parça halinde olmak gibi bazı fiziksel özellikler ile kükürt ve kül içerikleri ile reaktivite gibi bazı kimyasal özellikler aranmaktadır. Özellikle istenen fiziksel özelliklere sahip koklar, koklaşabilirliği iyi olan taşkömürlerinden üretilebilmektedir.

 

Endüstrideki gelişmeye paralel olarak kok kömürüne olan ihtiyaç ve bunun doğal sonucu olarak da koklaşabilir nitelikteki taşkömürlerine olan talep her geçen gün artarak günümüzde büyük boyutlara ulaşmıştır.

 

Demir Çelik Sanayi

 

 

Dayanıklılığı, güvenirliği,yaygın kullanım alanı, çevre dostu özelliği ve bir çok teknik üstünlüğü ile çağdaş toplum yaşantısının ayrılmaz bir parçası olan demir ve çelik ürünleri geçmişten bu yana sanayileşmenin temelini ve kalkınmanın itici  gücünü oluşturmaktadır. Türk Demir ve Çelik Endüstrisi de, bu özelliği ile gelişen ülkemizin önde gelen stratejik sektörleri arasında kabul edilmektedir. Ülkemizin yoğunluk kazanan karayolu, sulama, ziraat, baraj inşaatı vb. altyapı çalışmaları paralelinde,yassı çelik ürünlerine duyulan ihtiyacın 1950’li yıllardan itibaren önemli ölçüde arttığı görülmektedir.Bu gelişmelere bağlı olarak, ülkemizin ilk yassı çelik fabrikası olan ERDEMİR’in tesisleri  28 Şubat 1960 tarihinde kurulmuş 42 ay süren inşaat ve montaj aşamalarından sonra 15 Mayıs 1965’te resmen hizmete açılmıştır.

 

Bu gün Kdz.Ereğli kıyısında yaklaşık 4 km2 lik bir alan üzerinde kurulu bulunan ERDEMİR, halen ülkemizin en büyük yassı çelik üreten tek entegre kuruluşudur. Ürettiği yassı çelik ve sac ürünleri ile ülkemiz savunma sanayii, genel kontrüksiyon, boru, otomotiv, gemi yapımı, dayanıklı ev aletleri, tarım araçları, basınçlı kap üretimi, gıda ve ambalaj, büro malzemeleri vb. sektörlere temel girdi sağlayan ERDEMİR önemli ölçüde istihdam yaratmaktadır.

 

Gemi İnşa Tersaneleri

 

İlimiz Kdz.Ereğli İlçesinde 2003 yılı içinde, temeli atılan “Tersaneler Projesi” ile İlimiz Kilimli Beldesi Alacaağzı mevkiinde çalışmaları devam ettirilen Gemi İnşa alanının faaliyete geçmesiyle İlimiz Sanayi ve Ticareti ile istihdamda çok önemli gelişmeler olacağı düşünülmektedir. Şu anda tersanelerimizin bir bölümü faal olup, bir kısmı da inşa aşamasındadır.

 

Toprak Sanayi

 

İlimiz Gökçebey ilçesinde toprak sanayi konusunda faaliyet gösteren Çanakçılar Seramik, İlimiz Ekonomisinde ve istihdamda önemli bir yer almaktadır. Ayıca Çaycuma İlçemizde Ece Seramik ve Tuğla Fabrikası da faaliyet göstermektedir.